Bazen kişinin şimdiki anda yaşadığı durumların nedeni geçmiş yaşamlardan kaynaklanıyor olabilmektedir.
Şimdiki anda yaşanan bir sorunun kaynağı, kısa bir süre önceki bir deneyim olabileceği gibi tarihöncesi bir deneyim de olabiliyor. Regresyon çalışması (hipnotik geri götürme işlemi) ile anne karnındaki cenin haline veya çok daha öncelere,eğer reenkarnasyon (tekrardoğuş olayı) yaşanmışsa yüzyıllar öncesi bilinçaltı kayıtlarına kadar ulaşılabiliyor,ve ilginç deneyimlemeler yaşanabiliyor.
Bu teknikle,ister bu yaşamla,isterse de geçmiş yaşamlarla ilgili olumsuz bir kayıt olup,bu da sıkıntıya neden oluyorsa,bilinçaltında o sıkıntıya ulaşılıp,sıkıntı giderilebiliyor.
Geçmiş yaşamı hatırlama deneyimi henüz bilimsel araştırma alanı dışındadır.
Bugünkü bilimsel araştırma ve kanıta dayalı yöntemlerle,öldükten sonra neler olduğunu
gösterebilen bilimsel kanıtlar yoktur.
Reenkarnasyon,ruh denen şey,insanların geçmiş yaşamları gerçekten var mı?
Pozitif bilim penceresinden bakılırsa bunlar hayal ürünü,saçmalık veya bilinçaltının fantezileri.
Mevcut bilimsel ölçümlemeler bu tür spritüel konuların doğruluğunu araştırmada yeterli değildir.Varolan bilimsel yöntemler ve gözlem araçları, geçmiş hayatları,tekrardoğuşu deneysel olarak ölçme olanağına sahip değil.Bu konuları savunanlar da somut olarak kanıtlayamıyorlar..
Transtaki deneklerin aktarımlarının gözlenmesi ile ruhun ve reenkarnasyonun varolduğunu belirtiyorlar.
Bu konuda sayısız kitap ve çeşitli yayınlar,kuruluşlar ve gruplar var..
Beden öldükten sonra,bilinç devam ediyor mu,etmiyor mu? Ben bunları ispatlamak uğraşında değilim,zaten yıllardan beri bu konulara kafa yormakta olan konunun uzmanları ve sayısız vaka örnekleri ve yayınlar var..Ama şahit olunan vakalarda,sorunun kaynağı,geçmiş yaşamlardan taşınan bilinçaltı olaylarında karşınıza çıkabiliyor..
Reenkarnasyon var veya yok..Önemli olan,kişideki sorunların ortadan kalkabilmesidir.Konuya teorik değil,pragmatik olarak bireye yararlılığı açısından bakmak gerekir..
Kişi iyileşiyorsa,ister “bunlar bilinçaltının fantezileri” densin,ister saçmalık.
Yararlılık ilkesinden bahsetmişken,bu tür uygulamaların,varolan ve uygulanagelen tıbbi ve psikiyatrik yöntemlerle karşılaştırılmasının,ve özellikle de bu disiplinlere alternatif olarak sunulmasının karşısında olduğumu vurgulamak isterim.
Tıp,psikoloji ve psikiyatrinin başka bir alternatifi yoktur,başka hiçbirşey bunların yerine konamaz,konmamalıdır.
Bu konuya tarafsız bir yaklaşım daha yapıcı olur.Bir başka deyişle,bir zamanlar büyük bir ingiliz bilginin de söylediği gibi : "Tüm olasılıkları reddedemeyecek kadar şüpheci olmak (!) " gerekir..
Resmi bilim tekrardoğuşun varlığına inanmayı reddetmektedir.Bazı bilimadamları ise inanıyor olmak ve konuyu incelemeye değer bulup bunu göze almışlarsa da,bilim çevrelerince dışlanmak veya "uçuk" olarak nitelendirilmekten korkmaları yüzünden,aralarında,elde edilen verilerden yola çıkarak bir teori oluşturmaya kalkmış olanların sayısı oldukça azdır.
Herhangi bir disiplinde,bu felsefe,teoloji,tıp veya fizik de olabilir,yeni bir hipotez öne sürüldüğünde,öncü olanlar maalesef zor durumda kalmış,hatta Galile gibi,"aykırı ve saçma (!?) " fikirlerinden dolayı ölüme dahi mahkum olmuşlardır.Oysa zamanımızda "Dünya dönmüyor!" denilirse komik duruma düşüleceği açıktır.
Martin Luther dinsel kurallara karşı gelen bir "hermetik (!?)" ti; Aleksander Graham Bell bir" kaçık (!?)"tı ve Robert Fulton da herkesin, gerçekleşmeyeceğini bildikleri şeyler için uğraşan bir" hayalperest (!?)" ti.
Böyle nitelendirilen insanların sayısı hayli kabarıktır,ama bununla birlikte bizi,yeni ufuklara götürenler onlar olmuşlardır.Sadece büyük olanlar farklı olmaya cesaret edebilirler ve zaten işte bu yüzden büyüktürler..
Bu durumda,bilimselliğin ve kabul edilen bilimsel gerçekliklerin de zamana göre değişim gösterebildiğini kabul etmek durumunda değil miyiz acaba?Günümüzde kabul edilmiş bilgiler,belki de yakın bir gelecekte bugünkü ile taban tabana zıt bir duruma gelebilir mi;modern bilim kesinlikle yanılmaz mıdır?
Kuantum fizikçilerinin ifadelerine göre evrende varolanın sadece %5 'ini algılayabiyoruz. Karanlık madde denen büyük kısmı henüz bilinmiyor..Bu durumda;reenkarnasyon,ruh,geçmiş yaşam yoktur diye kestirip atmak ne kadar doğrudur?En azından incelenmeye değmez mi?
Burada,konuya mevcut parapsikolojik ve spritüel çalışmalar penceresinden yaklaşılmaktadır.Amaç,bu tür bilgilerin varolduğunu ve çok çeşitli çevrelerde uygulanageldiğini ifade etmektir.
Ayrıca,burada dile getirilenlerin,hiçbir inanç sistemi ile karşılaştırılmaması veya spekülasyon konusu yapılmaması gerekir;çünkü hiçbir inanç sistemine dair bir kıyaslama,değerlendirme veya bağlantısı, ya da yakınlığı yoktur.
-