Ülkemizde ruhsal konularda öncü olan Dr. Bedri Ruhselman’ın 1952 yılında,bir medyum aracılığı ile yaptığı ölüm deneyimi seansı,bireyin ölüm anında ve hemen sonrasındaki zihinsel durumunun anlaşılması açısından çok etkileyicidir..
Transa giren medyumun ağzından kendisine “Kemal Yolcusu” adı verilen yüksek rehber ruh o anı aktarmakta,medyum,ruhun kendi üzerine yansıttığı etki ve vibrasyonları alarak,bir ölüm olayını pratik olarak korku ve heyecanla anlatmakta ve sanki o anı aynen yaşamakta gibidir:
Rehber Ruh:
- ” Biraz sonra ,şu ölüm ilişkisini hazırlamaya çalışacağım.Dışarıdan hiç bir müdahale olmamalıdır.İsminizle hitap etmedikçe,medyuma yardım edemezsiniz.Belki çağırır,bir şey ister,vermemelisiniz.Tekrar ediyorum:Çeşitli yollarla göndereceğimiz vibrasyonlar,kaynaklarını kaybederlerse,medyum kötü duruma düşer,aynı şekilde siz de..Deney esnasında düşse de kalksa da,hiçbir müdahalede bulunmayacaksınız.Bunlar,gelen vibrasyonların size yansımasıdır.Medyum burada bir hoparlör rolündedir,bu yüzden korkulacak hiçbir şey yoktur.Ancak kendi bünyesini kötü hissettiği zaman ,isminizle hitap eder,o zaman yardım etmelisiniz.Vibrasyonlar çeşitli kaynaklardan geleceği için onları ayırmak size düşer.” (Spatyoma geçen kişiye bir ara bir rehber ruh,uyarıcı bir çağrıda bulunmaktadır.)
İki dakikalık bekleme..Medyum ölüm deneyimini yaşamak üzere ,yavaş yavaş,hasta ve bitkin bir halde ayağa kalkar ve inleyerek kanepenin üzerine uzanır ve konuşmaya başlar:
“…Ayyyhhh….Ortalık kararıyor.(Ses çok derinden ve yavaş gelmektedir.)..ıııhhh…ıııhhh…kızım…kızım…beni duymuyor…ıııhhh…ıııhhh…kızım…ıııhhh…ne boş yere okuyup duruyorlar!…Okuyorlar…Ne okuyorlar?…Onlar…yalnız beni kaybediyorlar…ıııhhh…ıııhh…ahhh…ben…ben…bütün bir hayatı…teker teker onları yaşamayı…duymayı…herşeyi kaybediyorum…ııhhh…görmüyorum…Hayatı…bunca beslediğim…itina ettiğim…şu kaba maddem…bana yar olmuyor şimdi…bana ne!…(Yattığı yerde ellerini birbirinin üzerine koyuyor). Ellerimi kavuşturuyorlar…Başımın altından yastığı çekiyorlar…yastıktan…yataktan…onlardan bana ne!…vücudumun yarısı bir demirbaş eşya gibi şimdiden terkedilmiş… (Oldukça uzun bir sessizlik..sonra)..Işıklar.…
….” Işıklı bir alem…başka mahluk bunlar…beni çağırıyorlar…ışık…ışık…artık hiç bir şey göremiyorum…hiç bir şey!(öncekinden daha büyük bir sessizlik)…Bu kaba kimliğim bile bana ait değil artık…hiç bir şey beni ilgilendirmiyor…kızım…o da tıpkı bir eşya gibi benim için artık…ne ilgim var !…aralarında…son olarak kimliğim ve ismim de kayboluyor…evet…madde ve ruhun birleşmesinden doğan bir insan ismi beni ilgilendirmiyor…artık…( Yine uzun bir sessizlik)…(Medyum birden yattığı yerden kalkar ve diz çöker…etrafına şaşkın şaşkın bakınır..Adeta bağırırcasına,çok yüksek ve acele bir sesle) : Gürültüler var…gürültüler oluyor…bağırıyorlar…bağırıyorlar…ne berbat gürültüler bunlar…Ayyy…bir ölü…( keskin ve acı bir tonla bağırarak): bir ölü var…herkes ağlıyor…acaba kim ölmüş olabilir? (sesini perde perde yavaşlatır) :..evet…bana ne!…(Yine heyecanlı ve korkuyu andıran bir telaşla):…ya ben?……ya ben?(Acıklı ve ümitsiz bir haykırışla..) :..ben neyim?…ben neyim şimdi?…taş parçası..?..evet..bir taş parçasıyım…asırlarca kalacağım..sessiz kalacağım…fakat düşünüyorum…ben bir taş parçası değilim…bir ağaç…dimdik duran bir ağaç…hayır…hayır!…Aaahhh…insanım ben…ama ötekiler neden beni görmüyorlar?(Telaş ve büyük bir endişe içinde vücudunu yoklar ve telaş içinde ,çabuk çabuk): ayaklarım..kollarım..etrafım…hiçbir şeyim yok benim…o halde ben insan değilim…(büyük bir ızdırap ve endişe içinde):..ama ben neyim?…kimim ben?…(çok acı ve korkunç bir haykırışla bağırarak):…neyim?… neyim ben??? karanlık…bomboş…simsiyah bir alem…ben bunun içinde kaybolmuşum…neyim ben?…hiç birisi değilim ben…ötekiler ne?…maddem yok benim…fakat…fakat…beynime bu fikirler nereden geliyor?…aydınlık beynimin içinde…ama beynim yok…öyle bir hüviyetim ki…(Şiddetle,korku ve heyecanla bağırarak ve çabuk çabuk konuşarak):..görülecek..tutulacak hiç bir şeyim yok…ama ben varım…ben bir şeyim…maddesiz varlık…(Bir süre sessizlik..) evet…evet…evet…demek hafif te olsa benim bir bedenim var…bu bedenim olmasa hiç bir varlıkla temas edemem…ilkel ruhların da demek bir bedeni var…Acaba yeniden hayata katılsam mı?…yapabilir miyim?…Yapabilir miyim bunu?…Orada kızım vardı…
(Tam bu sırada ses tonu değişir..amirane,fakat metin,kesin ve etkili bir sesle ve sözcükleri tane tane,açık olarak, bir rehber ruh şöyle söylüyor) :
- “Sen bu hayat yolculuğunun için de her istediğin zaman evlatların,çevren olabilir..Gerçek yaşamın şimdi başlıyor..”
(Medyumun sesi çok hafifler,iyice düşünerek,teslimiyetle):..evet…hayat yeni başlıyor..Bu aydınlıkların ötesinde bana tekamül yolunu işaret ediyorlar…Artık kızım,evim ve ötekiler beni ilgilendirmezler…Dünya hayatının gerektirdiği birer üniformadır onlar…bedenim…kimliğim…hatta ismim bile…
(…Ses kesilir)..
…Ve en sonunda medyum transtan çıkar.
-